Paylaşacak tecrübemiz, söyleyecek sözümüz var

ELLİYİZ

50 yaş ve üstü kadın, erkek, emekli, çalışan, EYT’ li ,bekar, evli her kesimden bizlerin paylaşım platformu

Matrix Üçlemesine Psikoterapi Perspektifinden Bir Yaklaşım

tarafından | Tem 18, 2021 | Sağlık ve Psikoloji | 1 Yorum

Matrix filmine bu izleyişimde terapi perspektifinden yaklaşmaya çalıştım. Terapistlerin insanların normal hayatlarına devam etmelerine yardımcı olan ve bundan çıkmalarını engelleyen sisteme adapte eden ajanlar mı; yoksa onların hayatlarını değiştirmelerine, gerçeği görmelerine yardımcı olan ve bunun için çalışan isyancılar mı olduğuna karar vermeye çalıştım. Benim için bu sorunun cevabı çok kolay olmadı. Çoğu kişi gibi benim de ilk aklıma gelen aslında terapistler olarak bizim ikinci gruba yani isyancılara dahil olduğumuz yönündeydi. Ancak üzerine daha fazla düşündükçe aslında her iki tarafa da ait yönlerimiz olduğunu fark ettim. Birazdan bu düşüncelerimin dayanaklarını açıklayacağım.

hap
Mavi – Kırmızı hap

İlk olarak, filmin en ikonik sahnelerinden biri olan kırmızı ya da mavi hapı seçme sahnesinden başlamak istiyorum. Bu sahnede Morpheus ile Neo arasında geçen diyalog esnasında Morpheus, Neo’ya: “Sen herkes gibi köle doğdun. Dokunamadığın tadamadığın ya da koklayamadığın bir hapishanedesin. Beyninin içi bir hapishane. Ne yazık ki Matrix’in ne olduğunu kimse söyleyemez. Bunu kendin görmek zorundasın. Bu senin son şansın. Bundan sonra artık geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan hikaye sona erer. Yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan harikalar diyarında kalırsın. Ben de tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm. Unutma sana vaat ettiğim tek şey gerçek. Fazlası değil.” demiştir. Bu konuşmadan çıkarılabilecek ilk tespit Morpheus’un aslında Neo’ya bir seçenek sunduğu ve asıl seçimi ve sonrasında alınacak olan sorumlulukları ona bıraktığıdır. Bu yönüyle terapist Morpheus’a benzerlik göstermektedir. Aynı terapide terapistin danışana verecek bir sihirli değneği olmadığı gibi Morpheus ‘ta Neo’ya vaat ettiği tek şeyin gerçek olduğunu daha fazlasını vaat edemeyeceğini en başından söylemiş ve bunun kararını kendisine bırakmıştır.

dovus
Dövüş sahnelerinden

Benzer şekilde filmin devamında Neo’nun Ajan Smith ile dövüştüğü bir sahnede Ajan Smith Neo’ya neden pes etmediğini sorduğunda Neo’nun vermiş olduğu cevap, “Çünkü bir seçim yaptım” olmuştur. Bu noktada aslında terapistin amaçlarından birinin danışanların yaptıklarının sorumluluklarını almalarını beklemek olduğunu varsayarsak, Neo’nun bu amaca uygun davranıp geliştiğini söyleyebiliriz. Peki kişiler güvenli alanlarından çıkıp eskisi kadar rahat olamayacaklarını bilmelerine ragmen neden kırmızı hapı almayı seçiyorlar? Bir diğer deyişle neden terapiye gelmeyi seçiyorlar? Bu noktada, danışanların geçmişte yaşanan ve yüzleşilemeyen çeşitli duygu, deneyimlerin aslında günlük hayatlarını derinden etkilediğini ve terapistin bu etkilerin sebeplerini kişiye gösterip onun yüzleşmesi esnasında kendilerinin yanında olabileceğini bilmeleri en önemli faktörlerden biri. Kişi terapi esnasında olumsuz duygularını, düşüncelerini hatta geçmişten beri sürekli olarak karşısına çıkan ve işlevsel olmayan kişiler döngülerini (sürekli terk eden erkek arkadaşlar bulmak, alkolik sevgililer gibi) fark edebilir.

Peki terapistlerin ve bu alanda çalışan diğer sağlık uzmanlarının (örneğin psikiyatristler) filmle tek ortak yanları isyancılara benzer olmaları mıdır? İnsanların hayatlarını değiştirmelerine, gerçeği görmelerine yardımcı olan kişi olarak terapist kendini aslında her şeyi bilen kişi konumuna sokar. Bu noktada belki de terapistlerin insanların yönlendiren ve kontrol eden bir tarafı olduğu öne sürülebilir. Ayrıca, Matrix filmi, gerçekliğe ulaşma arzusunun ancak seçilmiş insanlar tarafından yaşandığını gösterir.

Bir başka açıdan bakıldığında ise film tam anlamıyla bir bütün olarak “insan” olmanın dinamiklerini kapsayabilir. Örneğin filmin bir sahnesinde geçen diyologda Neo’nun “Bu makineler hayatta kalmamızı sağlarken, diğerleri de bizi öldürmeye geliyor.” Cümlesinden sonra Neo’ya “kontrol nedir” sorusu yöneltilir. Neo’da “İstediğimizde makineleri kapatabiliriz” cevabını verir. Bu durum bakıldığında kişilerdeki savunma mekanizmalarına örnek gösterilebilir. Küçüklüğümüzden başlayarak zaman içerisinde geliştirmiş olduğumuz ve o anda bizi hayatta tutacak çözümler üreten bu savunma mekanizmaları gün geçtikçe amaçlarına hizmet etmeyebilir. Hatta tam tersine bizim aleyhimize çalışabilir. Kişi belirli bir içgörü kazanıp, özellikle bir terapistin yardımı ile savunma mekanizmalarını bilinçdışından bilince taşıyıp onları kontrol edebilir. Matrix sistemi, sanal bir gerçeklik olarak düşünülebilir. Bu noktada Matrix içinde ölen bir karakterin gerçek hayatta da ölmesi aynı bazı kişilerin savunma mekanizmaları çöktüğünde kendine zarar vermeye eğilimleri ile benzeşebilir.

Yine başka bir perspektifte, simülasyon olarak nitelendirilebilecek bu yeni sistem içinde bulunan kişiler zihinsel bir hapishanede olduklarının bilincinde değillerdir. Bu simulasyonu (Matrix) insanların yarattığı makineler kontrol etmektedir ve bu kontrol için insan üzerinde “yanlış bir bilinç” oluşturmuşlardır. Bu durum aslında paralel sekilde zaman içerisinde insanların yaşadıkları deneyimler ve çevrelerinin etkileri ile oluşturmuş oldukları “bilinç” ten çok da farklı değildir. Kişiler olarak bizlerin de aslında bu yanılgıları zaman içerisinde bolca yaşadığımız söylenilebilir. Örneğin şu anı deneyimlediğimize inanmak ve deneyimlediğimiz şeyin gerçekte olan ile aynı olduğunu varsaymak.

Sonuç olarak bir bütün olarak bu filmin, neresinden bakarsak bakalım bize kendimizden bir parça verip bizi bu parça ile aniden yüzleştirdiğini söylebiliriz.

Selin Mutlu

1 Yorum

  1. Ufuk Yoguran

    Selincim,

    Harika bir konu seçimi ve yazı…
    Film mi, psikoloji veya felsefe dersi mi bilemiyor insan. Her seyrettiğimde başka birşeyi fark ediyorum. Seçilmiş kişi kavramını çok güzel anlatıyor. Her şey kendimizde bitiyor
    Bu yazı için

    Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest

Share This