Paylaşacak tecrübemiz, söyleyecek sözümüz var

ELLİYİZ

50 yaş ve üstü kadın, erkek, emekli, çalışan, EYT’ li ,bekar, evli her kesimden bizlerin paylaşım platformu

Biz Ankara anlaşmalılar

tarafından | May 6, 2021 | Hayatın içinden | 2 Yorumlar

İstanbul’da yaşam şartlarının giderek zorlaşması, kültürel yozlaşma, trafik ve en önemlisi eğitim sisteminin nerdeyse bitmesi bu ülkeden kaçıp gitme, daha medeni bir hayatı tercih etmemize neden oldu.

Veee İngiltere maceramız böylece başladı, nasıl yapmalı, ne zaman yapmalı ona kafa yormaya başladık. İş değişikliğini bile 18 yılda yapabilen, evini bile değiştirmeyi tercih etmeyen biri için, ülke değişikliği hele ki 45-50’li yaşlarda yapmak çok zor bir karar olsa da çocuklarımızın geleceği için tamam dedik. Ankara anlaşması kapsamında bunun daha kolay ve daha ekonomik bir seçenek olduğunu öğrendik ve hemen harekete geçtik ve bir baktık ki İngiltere’nin sahil şehri olan Brighton’dayız. Elimizde sadece 4-5 bavul, çekirdek ailemizle buradaydık.

Geldik gelmesine ama burada herşey çok yavaş ve zorluydu ,prosedürler bizi yordu , kiralık ev tutmak,  bankadan basit bir  hesap açmak bile çileydi. Türkiye’nin konforu burada yoktu meğerse herşey ne kolaymış ülkemizde , meğer ne kadar lüks içinde yaşıyormuşuz farkına vardık. Hele ki biz bayanlar için kuaför, temizlik gibi olanaklar burada artık lüks. Herkes kendi işini  kendi hallediyor ve sende buna zamanla alışıyorsun.

İklim şartları da zorlayıcıydı buzz gibi bir hava, iliklerimize kadar hissettik soğuğu. Meğer ülkemin iklimi ne güzelmiş, kışın bile hava çok zorlamazdı bizi, burada güneş var ama ısıtmıyor sadece görüntü. Buranın insanı güneşi gördü mü kendini kaybediyor sanırsınız ki yaz geldi, biz mont, kabanlarla gezerken biraz güneş varsa ocak ayında bile denize giriyor insanlar, biz ise şaşkınlıkla   izliyoruz .

 İnsanları iletişime açık değiller,  soğuklar ama bir o kadar da nazik ve saygılılar, kimse kimsenin hakkını yemiyor, kurallar bu ülkede çok önemli ve tüm kurallar içselleştirilmiş durumda. Bizim gibi iletişimi seven , enerjisi yüksek  insanlar için bu tip bir ırkla iletişim kurmak imkansız gibiydi ,yine dostluklar için Türklere yöneldik şanslıyız ki yaşadığımız yerde bize çok benzer profilller vardı ve kendi çevremizi yavaş yavaş oluşturmaya başladık.

Çocuklar için tercih ettiğimiz eğitim sistemi hayranlık vericiydi, bir kere tüm çocuklar eşit haklara sahip, özel okullar  popüler bile değil, çoğunluk devlet okuluna gidiyor. Öğretmenler mutluluk hapı içmiş gibiler, çocuklara güveniyorlar ve çok saygılılar. İlk veli toplantısına katıldığımda kendi çocuklarım için çok mutlu oldum, bana göre tüm öğretmenler ilham vericiydiler. Peki çocuklar bizimle aynı fikirde miydi, belki kısmen çünkü onlarda bizim gibi kendi sosyal çevrelerini özlüyordu, çok zorlandılar ama iyi huylu çocuklar oldukları için şikâyetçi olmayıp uyum sağlamaya çalıştılar ve hala çalışıyorlar. Eğitimde çocukları mutlu eden sadece istedikleri veya iyi oldukları dersleri almaları, Türkiye’deki gibi fazla bilgi yüklemesinin yapılmaması oldu ve tabi ki öğretmenlerini onlara saygıyla yaklaşmasıydı.

Tüm bu zorlukları yaşarken, uyum sağlamaya çalışırken bir de başımıza Corona çıktı buradayken zaten yalnızlıkdık daha da yalnızlaştık, dükkanlar kapandı, sokağa çıkma yasakları geldi. Korku filmini yaşar hale geldik .Türkiye ile buradaki fark devletin insanların arkasında çok sağlam durmasıydı. Kira ,maaş yardımları ,hibe edilen tutarlar şaşkınlık vericiydi. Zaten hayata bakış çok farklı burada İngilizlerin istisnalar hariç çoğunun para kazanma hırsı, gayreti yok herkes hayatını idam ettirecek kadar para kazanmasını yeterli görüyor, örnek veriyorum saat 21:00’e kadar çalışacak bir dukkan sahibi ,sırf kendini yormamak için saat 17:00 kapatabiliyor. Evini de gidip dinlenmek onun için çok para kazanmaktan daha kıymetli, o yüzden stresleri, gelecek kaygıları yok, bu yüzden de yaş ortalaması çok yüksek, bizim mahalle de 100 yaşına basan ve bunu şatafatlı bir şekilde kutlayan birçok komşumuz  var J    

WhatsApp Image 2021 05 04 at 14.35.29
Brighton sahil

Yepyeni bir ülkeye belirli bir yaştan sonra göç etmek, herşeye sıfırdan başlamak bizi tabi ki çok zorladı. Ehliyetlerimiz bile burada geçerli değil İngiltere’nin trafik kurallarını öğrenip tekrar ehliyet sınavına girmemiz gerekiyor. İsteğimiz daha huzurlu ve güvenli bir yerde yaşamak ve çocuklarımıza daha güzel bir gelecek sağlamak olsa da Türkiye’ de olmayı özlememek imkansız bizim için.  Fakat günden güne ülkemize olan umudumuz da azalıyor, dönmek isteyeceğimiz bir ülkemiz olacak mı diye soruyoruz kendimize, dostlarımızı özlüyoruz çok ama yaşam şartlarının daha da kötüleşmesi bizi çok üzüyor.

Pekii Türkiye’den farklı olarak burada neye alışıyoruz, bir kere mis gibi pırıl pırıl bir havaya, her yerde göz alabildiğince büyük parkların olmasına, mutlu ve saygılı insanlara, herkesin kurallara harfiyen uymasına , çocuğundan yaşlısına her bir bireye saygılı davranılması ve özgür hissetmeye.

Tüm bu olumlu özellikler Türkiye’yi özlememize engel değil, eşimizi dostumuzu ,toprağımızı ,sıcak iklimini çok özlüyoruz sanki zaman ilerledikçe daha da arafta kalacak gibiyiz, ne yardan ne serden vazgeçmeme durumumuz var maalesef. Hayalimiz; eskisi gibi olan, kültürel olarak yozlaşmamış, doğasını katledilmeyen, vatandaşına değer veren bir Türkiye’ye geri dönmek. Aksi durumda biz yine döneriz de, çocuklar hayatlarını nasıl yönlendirir onu da zaman gösterecek…

2 Yorumlar

  1. Nilgün

    Elinize sağlık Müge hn ne güzel anlatmışsınız.
    Hayalinizin gerçek olmasını tüm kalbimle dilerim.

    Yanıtla
  2. muge cervatoglu

    cok tesekkurler,boyle guzel geri donusler almak cok mutlu etti beni,hepimizin hayallerimizin gerceklesmesi dilegiyle??

    Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest

Share This